Kişisel Verileri Koruma Kurulu, Mesai Takibi Amacıyla Biyometrik Veri İşlenmesine İlişkin İlke Kararı Aldı
Karar ile,
·İş yerlerinde parmak izi, yüz tanıma, iris ve retina taraması gibi yöntemlerle personel devam kontrolü yapılması kesin olarak hukuka aykırı ilan edilmiştir.
·Mevzuatta iş yeri giriş-çıkışlarının kontrolü için özel nitelikli biyometrik verilerin işlenebileceğine dair açık bir kanun hükmü bulunmadığı tespit edilmiştir.
·İşçi ve işveren arasındaki bağımlılık ilişkisi nedeniyle, işçinin baskı altında veya işini kaybetme korkusuyla verdiği rızanın "özgür irade" taşımadığı kabul edilmiştir.
·Sadece mesai saatlerini denetlemek gibi bir idari amaç için, kişilerin değiştirilmesi imkansız olan biyometrik verilerinin toplanması aşırı ve ölçüsüz bir müdahale olarak nitelendirilmiştir.
·İşverenlerin biyometrik veri yerine; RFID/NFC kartlar, PIN/şifre tabanlı geçişler veya geleneksel imza yöntemleri gibi daha az müdahaleci araçlar kullanması gerektiği belirtilmiştir.
·Biyometrik verilerin çalınması halinde banka şifresi gibi yenilenemeyeceği, bu durumun çalışanlar için ömür boyu geri döndürülemez güvenlik riskleri yarattığı belirtilmiştir.
Karara uymayan ve biyometrik sistemleri kullanmaya devam eden veri sorumlusu işverenler hakkında, Kişisel Verilerin Korunması Kanunu'nun 18. maddesi uyarınca en üst sınırlardan idari para cezası uygulanacağı ilan edilmiştir. Hem işveren hem işçi müvekkillerin, şirketlerindeki personel devam kontrolü yönteminin mevzuata uygunluğu için gerekli önlemleri almaları gerekmektedir.
Resmi Gazete’nin İlgili Sayısı İçin tıklayınız.
Kira Artış Oranı Belli Oldu | TÜİK Verileri Açıklandı
Türkiye İstatistik Kurumu, Haziran ayına ilişkin enflasyon oranlarını açıkladı. TÜİK’in 3 Temmuz 2026’da açıkladığı Haziran ayı verilerine göre TÜFE 12 aylık ortalamalara göre değişim oranı yüzde 32,03 oldu. Buna göre Temmuz 2026’da yenilenen konut ve çatılı iş yeri kira sözleşmelerinde uygulanabilecek en yüksek yasal artış oranı yüzde 32,03 esas alınarak hesaplanması gerekmektedir. (Türk Borçlar Kanunu m.344).
TÜİK websitesindeki ilgili bağlantı için tıklayınız.
Anayasa Mahkemesince Süresiz Nafaka Düzenlemesi İptal Edildi
Anayasa Mahkemesi, 04.06.2026 tarihli kararıyla 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun yoksulluk nafakasını düzenleyen 175. maddesinde yer alan “süresiz olarak” ibaresini iptal etmiş olup, kararın gerekçesi ve Resmi Gazete’de yayımlanacak kesin metni henüz görülmediğinden mevcut aşamada TMK m.175 yürürlükteki haliyle uygulanmaya devam edecektir; bu süreçte kanun koyucunun TMK m.175 ve m.176’da yeni bir düzenleme yapması beklenebilecek olup, iptal kararının yürürlüğe girmesi halinde geçmişte ödenmiş ve tamamlanmış nafakaların etkilenmemesi, ancak devam eden nafakalar bakımından uyarlama taleplerinin gündeme gelmesi mümkündür. Yeni düzenleme yapılana kadar oluşabilecek kanun boşluğunda hâkimlerin TMK m.1 uyarınca evlilik süresi, tarafların yaşı, sağlık durumu, ekonomik koşulları, yaşam standardı ve somut olayın özelliklerini dikkate alarak nafaka süresini belirlemesi gündeme gelebilecektir. Gelişmeleri takip etmekte olup, konuya ilişkin yeni düzenleme veya karar gerekçesi yayımlandığında ayrıca bilgilendirme yapılacaktır.
MASAK Finansal kuruluşlarca Yabancı Uyruklu Kişilerin Pasaportla Uzaktan Kimlik Tespiti Yoluyla Müşteri Kabul Edilebilmesine İmkân Tanınmıştır.
27 Haziran 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Mali Suçları Araştırma Kurulu Genel Tebliği ile MASAK Genel Tebliği Sıra No: 19’da yapılan düzenleme kapsamında, Türk uyruklu olmayan gerçek kişilerin ICAO 9303 standardına uygun ve yakın alan iletişimi özelliği bulunan pasaportları kullanılarak uzaktan kimlik tespiti yoluyla müşteri olarak kabul edilebilmesine imkân tanınmıştır. Bu süreçte görüntülü görüşme, pasaport yongasındaki bilgilerin doğrulanması, adres teyidi, teknik verilerin risk temelli değerlendirilmesi ve yüksek riskli müşteri grubuna uygun izleme tedbirleri zorunlu hale getirilmiştir. Ödeme kuruluşları ile elektronik para kuruluşları da yükümlüler arasında olup; uygulama rehberi oluşturma, risk azaltıcı tedbirler alma ve MASAK Başkanlığına bildirimde bulunma yükümlülükleri getirilmiştir.
Resmi Gazete’nin İlgili Sayısı İçin tıklayınız
Geçici Koruma Kapsamındaki Yabancılar İçin Çalışma İzni Muafiyeti Açıklaması
30 Haziran 2026 tarihinde İstanbul AFAD Müdürlüğü’nde gerçekleştirilen ve büromuzun kurucu ortağı Av. Uğur Yıldırım’ın da katılım sağladığı Göç Konulu İstişare ve Değerlendirme Toplantısı kapsamında, geçici koruma kapsamındaki yabancıların çalışma izni alma zorunluluğundan muaf tutulmasına yönelik düzenleme hakkında açıklamalarda bulunulmuştur.
Söz konusu düzenlemenin, iş gücü piyasasındaki ihtiyaçların yasal zeminde karşılanması, kayıt dışı istihdamın azaltılması ve işverenlerin mevzuata uyum süreçlerinin kolaylaştırılması bakımından önemli sonuçlar doğurması beklenmektedir.
Çalışma izni muafiyeti, yabancıların kuralsız şekilde çalışabileceği anlamına gelmemekte olup; uygulamanın kapsamı, başvuru ve bildirim usulleri ile işveren yükümlülükleri yayımlanacak mevzuat çerçevesinde netlik kazanacaktır. Konuya ilişkin resmî gelişmeler tarafımızca yakından takip edilmektedir. Güncel duruma ilişkin bilgi almak için ofisimizle iletişime geçebilirsiniz.
Yabancılar İçin GöçBil onayı gerekliliği
GöçBil, Türkiye’de yasal olarak bulunan yabancıların kimlik doğrulama, bildirim ve bazı resmi işlemlerini dijital ortamda gerçekleştirebilmesi için kullanılan resmi bir uygulamadır. Son dönemde özellikle yabancı uyruklu kişilerin kullandığı telefon hatlarıyla ilgili abonelik kayıtlarının güncellenmesi sürecinde GöçBil onayı gündeme gelmektedir. Danışanlarımız, operatörler tarafından “GöçBil onayı yapılmadığı takdirde abonelik kaydı güncellenemeyecek” veya “yasal süre sonunda hat kullanıma kapatılacaktır” şeklinde bildirimlerle karşılaşabilmektedir. Bu bildirimlerin giderilebilmesi ve telefon hattının kullanılmaya devam edebilmesi için kişinin kimlik bilgilerinin doğrulanması gerekmektedir. Doğrulama işlemi çoğu durumda GöçBil uygulaması üzerinden tamamlanabilmektedir.
Ancak uygulama üzerinden işlem yapılamaması, doğrulama adımının tamamlanamaması veya sistemin kişiyi İl Göç İdaresi Müdürlüğü’ne yönlendirmesi halinde fiziki başvuru gerekebilir. İlgili süreçte sorun yaşayacak olursanız, çözümü noktasında tarafımıza başvurabilirsiniz.
Detaylı bilgi için tıklayınız.
İstanbul’da İkamet İzni İçin Kapalı Mahalle Kısıtlaması Kaldırıldı!
Son birkaç yıldır, yabancı nüfus yoğunluğu gerekçesiyle bazı bölgeler ve mahalleler yeni ikamet izni başvurularına kısıtlanmıştı. Yapılan son değerlendirmeler neticesinde İstanbul’da ikamet izni başvuruları ile ilgili oldukça önemli bir gelişme yaşandı. Göç İdaresi Başkanlığı tarafından paylaşılan son bilgilere göre, 10 Haziran 2026 tarihi itibarıyla İstanbul genelinde daha önce ikamet izni başvurularına kapalı olan tüm mahalle ve bölgeler yeniden başvurulara açıldı. Artık kapalı ilçe uygulaması kalmamıştır ve yabancılar daire kiraladıkları herhangi bir ilçeden ikamet izni başvurusunda bulunabilirler.
Önemli Not! Noter onaylı kira sözleşmesi kuralı halen geçerlidir. Tek değişiklik, ikamet izni başvuruları için artık kapalı bölge bulunmamasıdır.
12. Yargı Paketi’ndeki Başlıca Değişiklikler
Yargı Paketi kapsamında yer alan düzenlemelerden, yalnızca gerçek ve tüzel kişi müvekkiller bakımından doğrudan sonuç doğurabilecek başlıklara yer verilmeye çalışılmıştır.
a. Miras Yoluyla İntikal Eden Taşınmazlarda Ortaklığın Giderilmesi
Tüm maliklerin miras yoluyla edindiği ve mirasçılar dışında üçüncü kişilerin mülkiyet hakkı bulunmayan taşınmazlarda, ortaklığın satış yoluyla giderilmesine karar verilmesi hâlinde ilk artırmanın yalnızca malik mirasçılar arasında yapılması öngörülmektedir.
Bu ilk artırma bir defaya mahsus olacak ve tekliflerin muhammen kıymetin tamamını karşılaması şartı aranacaktır. Mirasçılar arasında satış gerçekleşmezse sonraki artırma genel hükümlere göre yapılacaktır.
Bu düzenleme, miras kalan taşınmazın satış yoluyla paylaşılması sürecinde olan mirasçılar açısından önemlidir. Aile taşınmazının ilk aşamada yalnızca mirasçılar arasında satışa çıkarılması, taşınmazın üçüncü kişilere düşük bedelle geçmesini önlemeyi amaçlamaktadır.
b. Vesayet Altındaki Kişilere Ait Malların Elektronik Satışı
Vesayet altındaki kişilere ait taşınır ve taşınmazların, UYAP’a entegre elektronik satış portalı üzerinden açık artırma yoluyla satılması öngörülmektedir.
Taşınmaz satışlarında ihale, vesayet makamının onamasıyla tamamlanacak; onama kararının ihale gününden itibaren on gün içinde verilmesi gerekecektir. Bu hükümler, düzenlemenin yayımından itibaren üç ay sonra yürürlüğe girecektir.
Bu değişiklik, vasi sıfatıyla işlem yapan kişileri ve vesayet altındaki kişilerin malvarlığına ilişkin satış süreçlerini doğrudan ilgilendirmektedir. Satışların elektronik ortamda yapılması, daha geniş katılım sağlanmasını ve malların gerçek değerine daha yakın bedelle satılmasını hedeflemektedir.
c. Kanuni Faiz Oranının Yeniden Düzenlenmesi
Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararı doğrultusunda kanuni faiz oranının yeniden belirlenmesi öngörülmektedir. Sözleşmeyle ayrıca kararlaştırılmamış faiz ödenmesi gereken hâllerde uygulanacak yıllık faiz oranı, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont oranı esas alınarak belirlenecektir.
30 Haziran tarihinde geçerli reeskont oranının, bir önceki 31 Aralık tarihli orana göre beş puan veya daha fazla farklılaşması hâlinde yılın ikinci yarısı için yeni oran uygulanacaktır.
Bu düzenleme, alacak ve tazminat davaları, icra takipleri ve faiz hesabı yapılması gereken uyuşmazlıklar bakımından önem taşımaktadır. Sabit faiz oranı yerine ekonomik koşullara bağlı değişken bir sistem benimsenmesi, alacaklı ve borçlu tarafların hesaplamalarını doğrudan etkileyebilecektir.
d. Belirsiz Alacak Davasının Kaldırılması ve Kısmi Davanın Güçlendirilmesi
Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 107. maddesinde düzenlenen belirsiz alacak davası kurumunun yürürlükten kaldırılması öngörülmektedir. Buna karşılık, kısmi dava usulü güçlendirilmektedir. Alacağın yalnızca bir kısmının dava edildiği hâllerde talep konusu, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın ve bir defaya mahsus olmak üzere tahkikat sona erinceye kadar artırılabilecektir. Artırılan kısım bakımından zamanaşımı, dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılacaktır. Yürürlükten kaldırılma tarihinden önce açılmış olan davalarda ise mevcut hükümlerin uygulanmasına devam edilecektir.
e. Duruşmalar Arası Süre Sınırı ve Uzaktan Katılım
Teklif ile duruşmalar arasındaki sürenin kural olarak üç ayı aşamayacağı düzenlenmektedir. Bilirkişi incelemesi, istinabe veya işin niteliğinden kaynaklanan zorunlu hâllerde hâkim, gerekçesini göstermek suretiyle daha uzun süre belirleyebilecektir.
Ayrıca ses ve görüntü nakledilmesi yoluyla duruşmaya katılan taraflar bakımından, ikrar, yeminin edası, davadan feragat, davayı kabul ve sulh gibi irade beyanı gerektiren hâller dışında elle atılan imzaya ilişkin hükümler uygulanmayacaktır.
f. Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kararlarında Kanun Yolu
Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231. maddesinde yapılması öngörülen değişiklikle, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarına karşı başvurulabilecek kanun yolları yeniden düzenlenmektedir. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarına karşı istinaf yoluna, bölge adliye mahkemesi kararlarına karşı ise şartları varsa temyiz yoluna başvurulabilecektir.
Ayrıca işkence ve eziyet suçları ile kamu görevlisinin görevi nedeniyle işlediği ve Anayasa’nın 17. maddesi kapsamında kötü muamele sayılabilecek suçlar bakımından hükmün açıklanmasının geri bırakılması uygulanmayacaktır. HAGB kararlarının artık daha etkili kanun yolu denetimine tabi olması, tarafların hak arama imkânını genişletecektir.